http://kar-yon.blogspot.com adresinden blog sayfamıza ulaşabilirsiniz. Ayrıca info@kar-yon.com 'a mail atarak; siz de bildiklerinizi paylaşın!

31 Mayıs 2009 Pazar

İş Görüşmesinde Karşınıza Çıkabilecek 7 Soru

İş görüşmesine gitme fikri ellerinizin terlemesine, vücudunuzun karıncalanmasına mı neden oluyor? Endişelenmeyi bırakın, yalnız değilsiniz. İş arayanların birçoğu, iş görüşmesi nedeniyle panik yaşıyor. Şimdi rahatlayın ve iş görüşmesi sırasında ve öncesinde aşağıdaki ipuçlarını kullanın.

Öncelikle, görüşmenize hazırlanmak için yeterli zaman ayırın. İyi hazırlanmış olmanız sizi rahatlatacak, heyecanınızı azaltacaktır. Görüşmelerde sıkça sorulan sorular için cevaplarınızı hazırlayın ve yüksek sesle bu soruları cevaplayın. Görüşmeye gideceğiniz şirket hakkında bilgi edinin ve sorular hazırlayın. Böylece görüşeceğiniz kişiye, işle gerçekten ilgilendiğiniz mesajını vereceksiniz. Son olarak da, gideceğiniz yer ve yaklaşık süre hakkında bilgi edinmeyi unutmayın.

Her ne kadar her sektör ve görüştüğünüz kişiler farklı olsa da, bazı sorular vardır ki her görüşmeci bu soruları sormayı görev edinmiştir. Bu yüzden aşağıdaki sorulara ve önerilere bir göz atın ve kendi cevaplarınızı hazırlamaya çalışın.

 

Sizi neden işe alalım?
İşte kendinizi tanıtmanız için bir fırsat. Güçlü yönlerinizi, özelliklerinizi, yapabileceklerinizi kısa ve öz bir şekilde ortaya koymanızın tam zamanı. Yalnız bu soruyu çok genel olarak cevaplamaktan kaçının. Herkes çok çalıştığını ve dürüst olduğunu söyler, size ait kişisel özelliklerinizden bahsedin.

 

Neden burada çalışmak istiyorsunuz?
Bu hazırlıklı gelip gelmediğiniz anlamak için sorulan bir sorudur. Şirket ve sektör hakkında bilgi edinmeden sakın bir görüşmeye katılmayın. Eğer sağlıklı bir araştırma yaptıysanız, bu soru deneyimleriniz ve özelliklerinizin işe uygunluğunu anlatmak için bir fırsat.

 

En zayıf yönünüz nedir?
Bu soruyu cevaplamanın sırrı, zayıflığınız konusunda dürüst olmanız ancak bunu nasıl avantaja çevirdiğinizden bahsetmektir. Örneğin, geçmişte bir şirketle probleminiz olduysa, kendinizi motive etmek için ne gibi adımlar attığınızdan bahsedin. Bu, kendinizi tanıdığınızı ve daha iyi hale gelmek için ne yaptığınızı gösterecektir. Bu soruya vermemeniz gereken tek cevapsa "Zayıf bir yönüm yok" olacaktır.

 

Son işinizden neden ayrıldınız?
Son işinizden kötü ayrıldıysanız da bu soruyu negatif bir şekilde cevaplamaktan kaçının. Olabildiğince politik olun. Eski şirketiniz hakkında durmadan şikayet etmeniz, davranışlarınız hakkında karşı tarafa çok da iyi bir fikir vermeyecektir.

 

Gurur duyduğunuz en büyük başarınız nedir?
Bu sorunun sırrı, spesifik olmak ve pozisyonla en çok ilgili başarınızı seçmektir. Şirketin aradığı özellikleri düşünün ve şirketin ihtiyaçlarına uygunluğunuzu gösterecek bir örnek geliştirin.

 

Düşündüğünüz maaş nedir?
Bu, özellikle iş deneyimi az olanlar için çok zor yanıtlanacak bir soru. İş görüşmesine gitmeden önce, piyasayla ilgili bir araştırma yapın ve bu işten ne kadar para almanız gerektiğini öğrenin. İş teklifini almadan önce maaş konusunu konuşmaktan uzak durun. Görüşmeciye, anlaştığınız takdirde adil bir maaş belirlenmesi konusunda konuşmaya açık olduğunuzu bildirin. Eğer bir cevap vermeniz konusunda ısrar ediliyorsa, kesin bir sayı vermektense bir aralık vermeyi tercih edin.

 

Bana kendinizden bahsedin.
Çok kolay bir soru gibi görünse de, cevaplanması aslında çok zor bir soru. Önemli olan şu, görüşme yaptığınız kişi sizin hafta sonları ne yaptığınızı öğrenmekten çok sizi kişisel olarak tanımak istiyor. Kendinizle ilgili birkaç nokta belirleyin, profesyonel deneyimlerinizden, kariyer hedeflerinizden bahsedin ve bu konulara bağlı kalın. Konuyu toparlayıp sonucu o şirkette çalışmak istediğinize getirin.

 

                                                                                          DÜZENLEYEN: EMEL ÖZGÜR

20 Mayıs 2009 Çarşamba

GÖNLÜME GÖRE ŞİRKET

Türkiye'nin 87 üniversitesinden yaklaşık 20 bin öğrenci, gelecekte çalışmak istediği ve en beğendiği şirketleri belirledi. Araştırmaya göre herkesin gönlünde bir holding yatıyor.
Gençlerin gözünde "en çok çalışılmak istenen şirket" olmak, kurumların giderek daha çok önemsedikleri bir konu. Her üç gençten birinin işsiz olduğu dönemde, "şirket beğenmek" biraz lüks gibi görünse de, ileriyi görebilen şirketler, bu listelere değer veriyor.

"Türkiye'nin En Beğenilen Şirketleri 2009" araştırmasına katılan öğrenciler, "En fazla çalışmak istedikleri ilk 10" sorusunun hem şirket hem de sektör ayağında aynı yanıtı verdi; holdingler.
Her dönem yarattığı cazip istihdam ve kariyer fırsatları nedeniyle trend olan bankacılık ve finans ise ikinci sırada yer aldı.
Öğrenciler, her sektörden en beğendikleri şirketleri de seçtiler. İşte gençlerin gözünde sektörlerinin lideri olan şirketler: Bilişim sektöründe Microsoft, otomotivde Mercedes, havacılıkta Türk Hava Yolları, telekomünikasyonda Turkcell, gıdada Coca-Cola ve ilaçta Eczacıbaşı.

En çok Koç ve Sabancı'da çalışmak istiyorlar
Öğrencilerin en fazla çalışmak istedikleri şirketler sıralamasında ise Koç ve Sabancı Holding zirveyi paylaşıyor. Onları sırasıyla Türkiye İş Bankası, Garanti Bankası, Microsoft ve Zorlu Holding takip ediyor.
Üniversite öğrencilerine, en fazla çalışmak istedikleri departmanlar da sorulmuş. Burada ilk üç şöyle; pazarlama, mali işler ve finansman, AR-GE.

Türkiye'nin en gözde şirketleri (İlk 10 şirket)
1.Koç Holding
2.Sabancı Holding
3.Türkiye İş Bankası
4.Garanti Bankası
5.Microsoft
6.Zorlu Holding/Mercedes Benz
7.Eczacıbaşı Holding
8.Doğan Holding
9.Yapı ve Kredi Bankası
10.Doğuş Holding

Türkiye'nin en gözde sektörleri
      · Holding
      · Bankacılık / Finans
      · Bilişim
      · Otomotiv
      · Havayolu
      · Telekom / Haberleşme
      · İlaç
      · Gıda
      · Kargo/Lojistik
      · İnşaat
Geleceğe yönelik referans görülen ilk 3 şirket
1.Akbank
2.Finansbank
3.Türkiye Garanti Bankası

Düzenleyen: Büşra Tümer

17 Mayıs 2009 Pazar

AKG'09 Ekonomist Dergisi'nde!


Kariyer Yönlendirme Grubu olarak Ekonomist Dergisi'nin 10-16 Mayıs 2009 sayısında yer almış bulunuyoruz! 28-29 Nisan'da ulusal ve uluslararası çok sayıda şirketin katılımıyla gerçekleştirdiğimiz "Akademi Kariyer Günleri'09" ve "KAR-YÖN İş ve Ekonomi Ödül Töreni'09", dergide yer almıştır.

Halk Bankası ve Akbank Müfettiş Yardımcılığı Sınavları

- HALK BANKASI tarafından 4 Temmuz 2009 tarihinde MÜFETTİŞ YARDIMCILIĞI sınavı yapılacaktır. 11 Mayıs - 1 Haziran tarihleri arasında başvurular yapılacaktır. Başvuru koşulları ve detaylı bilgiye http://www.halkbank.com/channels/1.asp?id=1502 adresinden ulaşabilirsiniz.
 
- AKBANK tarafından 31 Mayıs 2009 tarihinde MÜFETTİŞ YARDIMCILIĞI sınavı yapılacaktır. Başvurular 22 Mayıs'a kadar yapılabilecektir. Başvuru koşulları ve detaylı bilgiye http://www.akbank.com/681.aspx adresinden ulaşabilirsiniz.

15 Mayıs 2009 Cuma

Yeni Mezunların Mülakatta Karşısına Çıkabilecek 7 Soru

Yeni Mezunların Mülakatta Karşısına Çıkabilecek 7 SoruYeni Yeni Mezunların Mülakatta Karşısına Çıkabilecek 7 Soru
Yeni mezun olman, pek çok mülakat sorusunun sana sorulmayacağı anlamına geliyor. Bir tecrüben olmadığı için iş yaşamıyla ilgili pek çok soru direk eleniyor. Ama mezunların karşılarına çıkan pek çok soru da var. İşte dikkat etmeniz gereken mülakat soruları...


............. ÜNİVERSİTESİNİ BİTİRDİĞİNİZİ / OKUDUĞUNUZU ÖZGEÇMİŞİNİZDE GÖRDÜM, PROFESÖR ............ TANIYOR MUSUNUZ?

Oldukça sık karşılaşılan bir giriş sorusu. Mülakatçı bu soruyu sorarak daha samimi bir ortam yaratmak ister. Ortak tanıdıkların daha etkili olduğunu düşündüğü için bu tip bir soru yöneltir. Eğer bahsettiği kişiyi tanımıyorsan kesinlikle tanıdığını söyleme. Çünkü mülakatçı daha detaya inebilir ve bu durumda aslında tanımadığın ortaya çıkabilir ve mahçup durumda kalabilirsin.

KARİYER HEDEFLERİNİZ NELERDİR?


Eğer işletme mezunu isen ve bilgisayar sektöründe çalışmak istiyorsan, güçlü dayanakların olmalı. Bu tip bir kariyer hedefi ile mülakatçıyı cevaplarsan, niye bu kadar uzun süre mühendislik eğitiminde zaman harcadığını da iyi açıklamak durumundasın.Bu soruya cevap verirken kesinlikle duraklama ve doğrudan kariyer hedeflerini belirt.

BU MESLEĞİ NEDEN SEÇTİNİZ?

Bu soru, eğitimini aldığın mesleği bilinçli bir şekilde mi, yoksa tam tersi bir şekilde mi seçtiğini ortaya koymak için yöneltilir. Burada mülakatçı şunu unutmamalı; Eğitim sistemimiz içerisinde oldukça küçük bir kesim arzu ettiği mesleğe ulaşıyor. Bu durumda meslek seçmenin büyük bir kitle için tamamen tesadüflere dayandığı ülkemizde bu soruya cevap vermek aday için oldukça sıkıntılı olacak. Yine de eğitimini gördüğün mesleğe tesadüf eseri girdiğini ama zaman içerisinde bu mesleği sevdiğini ve kariyerini bu alanda devam ettirmek istediğini belirtmen pozitif olacaktır.

FİRMAMIZ HAKKINDA NE BİLİYORSUNUZ?

Eğer mülakat öncesi herhangi bir hazırlığın yoksa ve başvurduğun firma hakkında yeterli bilgi toplamadıysan, bu soruya cevap verebilmek senin için oldukça stresli olacak. En doğru hareket firma hakkında önceden detaylı bilgi toplaman.

YARATICI MISINIZ?

"Eğer muhasebe stajı için başvuruyorsan ve bu pozisyonla ilgili olarak mülakata alındıysan, çok yaratıcı olduğun mesajını karşı tarafa vermen pek de iyi olmayacaktır. Bu yüzden yaratıcılık gerektirmeyen bir iş tanımı için başvuru yapıyor, yaratıcılığını ön plana çıkarmak ve bunu da bazı örneklerle desteklemek istiyorsan işi daha baştan kaybedebilirsin. Özellikle yeni mezunların bu tip sorularda oldukça bocaladıkları ve karşı tarafı kendi nitelikleri konusunda yanılttıkları oldukça sık gözlemleniyor. Sen bunu yapma.

KİŞİLİK ÖZELLİKLERİNİZİ TANIMLAR MISINIZ?

Bu tip bir mülakat sorusuna cevap verebilmen için kendini çok iyi tanıman gerek.Çalışma hayatı ile ilgili, kişiliğin konusunda karşı tarafa ipuçları verebilecek bazı kelimeleri sana sunuyoruz: Detaycı, İş bağımlısı, Zamana bağlı, İşe odaklanmış, Hassas, Sadık, Hırslı, Takım oyuncusu, Yaratıcı, Araştırmacı…

NEDEN MASTER YAPTINIZ VEYA YAPMADINIZ?

Eğer lisans eğitimini mühendislik konularında yapıp, tarih yüksek lisansı yaptıysan ve yine de mühendislik pozisyonlarına başvuru yapıyorsan mülakatçı bu soruyu sana illa ki yöneltecek. Eğer araştırma geliştirme nosyonu gerektiren bir pozisyona başvuruyorsan, konunda almış olduğun lisansüstü eğitim sana stratejik bir avantaj sağlayacak. Eğer herhangi bir lisansüstü eğitim almadıysan, mesleki iş tecrübesinin senin için daha önemli olacağını karşı tarafa aktarmanda büyük yarar var.
DÜZENLEYEN:EMEL ÖZGÜR

7 Mayıs 2009 Perşembe

MERAKLISINA...






MERAKLISINA…
· Eskimoların, buzdolaplarını yiyeceklerinin donmaması için kullandıklarını,

· Kıta isimlerinin hepsinin aynı harfle başlayıp bittiğini,

· İnsan saçının 3 kg. ağırlık kaldırabilecek esneklikte olduğunu,
· Kelebeklerin ayaklarıyla tat aldıklarını,
· Yusufçuk böceğinin (helikopter böceğinin)30.000 tane gözü olduğunu,

· Değerli taşların çoğunun birkaç elementten oluşmasına rağmen, pırlantaların tamamen karbondan oluştuğunu,

· İnsanların eğer şiddetli hapşırırlarsa kaburgalarını kırabileceklerini,


· Ortalama bir erkeğin, hayatının 3 350 saatini traş olmakla geçirdiğini,
· Bir deve kuşunun gözünün beyninden büyük olduğunu,

· Gülmek için 17, kaşlarımızı çatmak için 42 kasımızın çalışması gerektiğini,

· Birçok rujun yapımında balık pulu kullanıldığını,

· Uyurken, televizyon seyrederken yaktığımızdan daha fazla kalori harcadığımızı,
· Bir karıncanın, kendi ağırlığının 50 katını taşıyabildiğini,

· Bir cam şişenin doğada 4000 yıl, plastiğin 1000 yıl, sakızın 5 yıl, bira kutusunun 10-100 yıl, sigara filtresinin 2 yıl süreyle yok olmadığını,
Biliyor muydunuz?

Düzenleyen: Emel ÖZGÜR

Zaman mı sizi yönetiyor, siz mi zamanı yönetiyorsunuz?


Zaman mı sizi yönetiyor, siz mi zamanı yönetiyorsunuz?
Sürekli zaman bulamadığınız mı yakınıyorsunuz? Zamanı iyi programlayamadığınız için işleriniz içinden çıkılmaz bir hal mi alıyor? Cevabınız kesin bir evet ise, zamanınızı etkin bir şekilde yönetemiyorsunuz demektir. Eşsiz bir kaynak olan zamanı nasıl harcayacağımıza kendimiz karar veririz. Tıpkı öteki kaynaklar gibi zaman da çok etkili biçimde değerlendirilebilir veya boşa harcanabilir.
Yazar ve danışman Peter Drucker şu gözlemde bulunuyor: “Zaman en az bulunan kaynaktır. Eğer doğru yönetilmiyorsa, hiçbir şey yönetilmiş sayılmaz.” Zamanın yönetimi konusu neden ihmal ediliyor? Çünkü bütün kaynaklar arasında en az anlaşılan ve en kötü yönetileni zamandır. Aslında burada önemli olan konu ne kadar zamanımız olduğu değil. Sorun elimizdeki süre içerisinde neler yaptığımız ve zamanı ne kadar doğru kullandığımız.
Aslında pek çok zaman tuzağı insanın kendisinden kaynaklanır. Kendinize bazı sorular sorduğunuzda aslında bazı zaman tuzaklarını kendinizin yarattığını göreceksiniz. Zaman tuzaklarından hangilerine siz neden oluyorsunuz? Hangilerini başkaları, dış kaynaklar dış kaynaklar oluşturuyor? Bu dış kaynaklardan hangileri kontrol altına alınabilir, hangilerini ortadan kaldırabilirsiniz? Bu soruların cevap alternatiflerini Martin Scoot zaman Yönetimi isimli kitabında sizlere sunuyor. İşte çalışma yaşamındaki zaman tuzaklardan birkaçı:
Basit soruları sormaktan çekinmek
Başkalarına sorumluluk vermemek
Biliyormuş gibi davranmak
Birkaç işi birden yapmaya çalışmak
Boş işlerin peşinden koşmak, önemsiz işleri önce yapmak
Dağınık masa (dağıtmamak), düzensiz çalışma ve düzensiz ortam
Dinlenme saatlerinin düzensizliği
Dış ortamlara fazla açık olmak
(Korku yüzünden) Erteleme (yapamama, zevk almama, bilmeme, başaramama)
Gündemsiz, programsız toplantılar
Günlük ayrıntılara boğulmak
Hayır diyememek
İşleri ucu ucuna yetecek şekilde planlamak
Kolay ve tanıdık işleri hep son ana saklamak
Müzik eşliğinde çalışmak
Telefon görüşmeleri (gereğinden uzun/kişisel/boş yere uzatmak/not almamak)
Tutamayacağımız sözler vermek
Unutmak / Ajanda tutmamak
Yeni mezunlar hangi sektörleri tercih ediyor?

8 milyon özgeçmiş barındıran veritabanıyla Kariyer.net, istihdamın nabzını tutuyor. Kariyer.net veritabanından alınan verilere göre yeni mezunların gözde sektörleri tekstil, bankacılık ve otomotiv... Kariyer.net verilerine göre üniversiteden yeni mezun olan gençlerin en fazla ilgi gösterdiği ilk üç sektör tekstil, bankacılık, otomotiv olarak sıralanıyor. Üniversiteden yeni mezun olanların ilk tercih ettikleri pozisyonların başında ise satış, muhasebe ve müşteri temsilciliği geliyor. Kariyer.net verilerinin ortaya koyduğu bir başka dikkat çekici sonuç ise çalışanların sadece yüzde 10’unun eğitim aldığı alanda görev yapmakta olduğu.
Üniversiteden yeni mezun olan ve iş arayan gençlerin en çok tercih ettiği sektörler arasında tekstil, bankacılık ve otomotivin yanı sıra inşaat, turizm ve otelcilik de ilk sıralarda yer alıyor. Oldukça yüksek eleman açığı bulunan perakende ve bilişim gibi sektörler ise sıralamada ancak ilk 10’un içine girebiliyor. Kariyer.net’in açıkladığı verilere göre yeni mezun gençlerimizin en çok ilgi gösterdiği diğer sektörler ise şu şekilde sıralanıyor: Sağlık/tıp, gıda, eğitim, bilişim/internet, elektrik/elektronik, üretim, mağazacılık, ilaç sanayi, hizmet, telekomünikasyon.
Kariyer.net’te en çok başvuru alan ilanların sonucuna göre gençlerin ilk tercih ettikleri pozisyonların başında ise satış geliyor. Muhasebe ve müşteri temsilcisi ise yeni mezunların en fazla ilgi gösterdikleri diğer pozisyonlar olarak öne çıkıyor. Üniversiteden yeni mezun gençlerin en çok başvuru yaptıkları diğer pozisyonlar arasında aktif satış, pazarlama, bilgiişlem yer alıyor. Ancak Kariyer.net verileri gençlerimizin aynı zamanda güvenlik, yönetici asistanı, sekreter gibi pozisyonlara da yüksek oranda ilgi gösterdiğini ortaya koyuyor.
HAZIRLAYAN:SELİN TUNCEL

6 Mayıs 2009 Çarşamba

SEBAHATTİN YAMAN

Süper bir "sıfırdan zirveye" öyküsü!

SEBAHATTİN YAMAN

Sıfırdan zirveye bir başarı öyküsü! Sebahattin Yaman'ınkisi, tam bir sıfırdan başlayıp yükselme hikayesi. Ordu'nun Yemeni Köyü'nde dünyaya geldi. Ticarete erken başladı. Lisede okurken üniversite hazırlık kitabı ve fotoğraf, üniversitedeyken yazarkasa, yüksek lisans yaparken de çağrı cihazı sattı. Mezun olduktan sonra cep telefonu işine girdi.

Bugün, Samsung'un Türkiye distribütörlüğünü yapan Telpa'nın sahibi. 1994'te kurduğu Telpa'nın 2006 cirosu 276.5 milyon dolar. Türkiye, Samsung'un dünyadaki en başarılı ikinci ülkesi. İşte bu yüzden Telpa'nın iş modeli, kitap halinde Samsung'un tüm dünyadaki distribütörlerine dağıtılıyor. Farklı ülkelerden distribütörler İstanbul'a gelerek Telpa'yı inceliyor.

Sebahattin Yaman 1965'te, Ordu Mesudiye ilçesinin Yemeni köyünde doğdu. Ortaokulu Samsun Ladik Öğretmen Lisesi'nin orta kısmında, liseyi Balıkesir Savaştepe Öğretmen Lisesi'nde parasız yatılı olarak okudu. Liseden sonra öğretmenliğin ona göre olmadığını düşünüp, Bursa Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü'ne girdi. Aslında ilgisini çeken konu işletmeydi, ancak köyden kurtulmanın yolu, elinde bir meslekle mezun olacağı bir bölüme girmekti.

Yaman, ileride satışta başarılı olacağının sinyallerini daha lisedeyken vermeye başlamıştı. Okulda üniversiteye hazırlık kitapları bulmak zorlaştığında bu kitapları satmaya, ödül alan öğrenciler 'keşke bir fotoğraf çektirebilseydik' dediklerinde fotoğrafçılıktan para kazanmaya başladı. Üniversitede okurken, Bursa'da bir yazarkasa firmasında satışçı olarak çalıştı. Yaptığı satışlarla Bursa'yı bu markanın satışlarında birinci sıraya yerleştirince, öğrenci olmasına rağmen satış müdürü yapıldı. Mezun olduktan sonra bir dönem MSD İlaç'ta, yine satışçı olarak çalıştı. Ardından hep istediği alanda eğitim almak için, İstanbul Üniversitesi'nde işletme yüksek lisansına başladı. Aynı dönemde, geçimini sağlamanın yolunu, Ericsson'un çağrı cihazlarını satmakta buldu. Şirketi falan da yoktu, bir firmadan alıp müşterilerine teslim ediyor, parayı tahsil ettikten sonra firmadan fatura kestiriyordu. Zaman içinde yüksek sayıda satış yapmaya başladı. Stratejik hareket ediyordu. Hangi şirketlerin çağrı cihazına ihtiyaç duyacağını belirliyor, bu teknolojinin sağlayacağı faydaları giderek birebir anlatıyordu.

Bu sırada Turkas Petrol, Krom Çelik AŞ gibi bazı şirketlerden, Ericsson'a teşekkür mesajları gitmeye başladı. "Bize gelen bayiniz ihtiyaçlarımızı çok iyi analiz etmiş, ürünü kullanınca da iyi performans elde ettik" diyen bu notlardan sonra durum Ericsson'un ilgisini çekti. Yaman'a ulaşıp hikayesini dinlediklerinde, büyük şaşkınlık yaşayacaklardı:

"O zaman yıl 1992. Ericsson o satışları yapan bayiyi aramaya başladı ama aslında öyle bir bayi yok, ben bir firmadan alım satım yapan bir öğrenciyim. Şirketim, çek karnem, vergi levham, kısacası ticaret yapabilecek hiçbir şeyim yok. Bana, 'ne yaptığınızı bize anlatın, size destek olmak istiyoruz' dediler. Onları evime davet etmiştim. Evimde de 3 tane sandalye, bir masa, bir de masanın üstünde telefonum vardı. 5 kişi geldiler. O kadar çok sandalye olmadığı için ikisini yer yatağının üzerine oturttum mecburen. Gördükleri onları çok şaşırttı. Onlara kendi işimi kurma hayallerimden de bahsettim. Bana bir şirket kurmamı, destek sağlayacaklarını söylediler. Bir hafta geçti, kimse aramadı. Kendi kendime tabii normaldir diye düşündüm. Sonra kargo şirketinden aradılar. Koca bir paket. İçinden 50 tane çağrı cihazı çıktı. O zaman oturup ağlamıştım. Sonuçta ben köy koşullarında yetiştim, zor koşullarda okudum, bana böyle bir güven ve destek sunulması beni çok etkilemişti. Sattıkça ödersin dediler. Ben de cihazları

hızla satıp hemen havalesini yaptım."

Yaman'ın yüksek lisansının bittiği dönem, Türkiye'nin cep telefonuyla tanıştığı dönemin hemen öncesine denk geldi. Şubat 1994'te Türkiye'de cepten ilk alo dendiğinde, o da Ericsson'un aracılığıyla KVK'yla çalışmaya başladı. Onun farkı, satmak üzere aldığı telefonları krediyle, yani parasını sattıktan sonra ödemek koşuluyla alabilmesiydi. 1994-99 arasında Turkcell ve Ericsson tarafından defalarca yılın en başarılı bayii seçildi. 1999'da Panasonic'in pazar payını yüzde 1'den yüzde 8'e çıkardı. Yaman, Windows2000 Mag ve Netsoft'u alarak bilgisayar sektörüne girdi.

2001 kriziyle beraber sektörde radikal değişim süreci başladı. O tarihe kadar operatörler, kendi hatlarını taşıyan telefonları indirimli verirken, kriz döneminde bu uygulama ortadan kalktı. Bu durum, toptancıları yeni arayışlara yöneltti. Aynı yıl bir arkadaşıyla birlikte Mobiltel'i kurarak, Motorola'nın distribütörü oldu. Bu ortaklık, 2002'nin sonuna kadar devam etti. O dönemde yani 2003'ün başlarında Samsung için Türkiye, en başarısız olduğu üçüncü ülkeydi. Yaman bunu bir fırsat olarak gördü, Türkiye'deki dört Samsung distribütörünün beşincisi oldu. Samsung'un Türkiye'de yüzde 1.2 olan pazar payını, 2004'te 6.1'e çıkardı. Bu oran her yıl iki katı büyüdü, 2006'da yüzde 19,2'yle Samsung'un dünyadaki en iyi distribütörü seçildi. Pazar payı Haziran 2007'de yüzde 35.2'ye ulaşınca Türkiye, Kore'den sonra Samsung'un dünyadaki en başarılı 2'nci ülkesi oldu. Şimdi Telpa'nın iş modeli, kitap halinde Samsung'un tüm dünyadaki distribütörlerine dağıtılıyor. Ayrıca farklı ülkelerden distribütörler ekipler halinde İstanbul'a gelerek incelemeler yapıyor. 250 çalışanı olan Telpa'nın 2006 cirosu 276.5 milyon dolar. Capital'in listesine göre Türkiye'nin 192. en büyük şirketi. İstanbul Nisan 2007 vergilendirme dönemi kurumlar vergisi rekortmenleri listesinde 98'inci sırada.
Nasıl iyi satışçı olunur:

"Arkadaşlarım her zaman benim insanların neye ihtiyaç duyabileceklerini hissetme yeteneğim olduğunu söylerlerdi. Empati yeteneği demek doğru olur buna herhalde. Bence iyi bir satıcı uzun süre ayakta kalan satıcıdır. Karşı tarafın ihtiyaçlarını iyi analiz etmeniz, ona göre çözüm üretmeniz lazım. Müşterilerinizin sizi her zaman gelebilecekleri bir danışman gibi görmeleri gerek. En temel şey güven. Hatalar varsa açık açık söyleyin. Baştan kaybedersiniz ama uzun dönemde kazanırsınız."

DÜZENLEYEN:SİNEM COŞGUNER

5 Mayıs 2009 Salı

:)

KARİYER İPUÇLARI

'YAZ STAJLARI ÖNEMLİ'

Türk Tuborg İK Başkan Yardımcısı Toygan Pulat: "Üniversite yıllarında öğrencileri çalışma hayatına mümkün olduğunca yaklaştırmak olası yanlış tercihlerin önüne geçilmesinde fayda sağlıyor. Yaz stajları bunun için iyi bir platform. Kişinin bu fırsatı iyi kullanması, staj boyunca çalıştığı şirketin kültürünü, iş yapış biçimini ve anlayışını kavramaya çalışmasında fayda var. Ayrıca şirketler ile üniversitelerin işbirliğini güçlendirmesi gerekiyor. Kariyer seçimi ve iş dünyasının gerçekleri konusunda yeterince koçluk almış mezunlar, şirketimize başlarken daha bilinçli ve güvenli hissediyor. En büyük yanılsama, kariyer planlarının tamamen şirket ve IK'cılar tarafından yapıldığı yönünde. Bu bir noktaya kadar doğru olmakla beraber bizim şirket olarak temel inancımız şu: Kariyer planını kişi kendisi şekillendirir. Bu ortamda hangi işi yapmak ve nereye varmak istediğini bilen çalışan, büyük avantaj kazanıyor."

'İŞİNİZDE SEVDİĞİNİZ BİR YÖN BULUN'

AvivaSA İK Direktörü Ebru Arslan Aymen: "Araştırma sonuçlarının da gösterdiği tablo, iş dünyasında karşımıza zaman zaman, belirli bir kıdeme erişmiş, ancak yaptığı işi ve kendisine uygunluğunu sorgulayan çalışanlar olarak karşımıza çıkabiliyor. İşin sırrı, insanın işinde sevdiği bir yan bulabilmesi. Günümüzde herkes sevdiği işi yapamıyor olabilir, ama hayatta mutlu ve başarılı olmak için yaptığımız işte bize uygun, potansiyelimizi doğru kullanacağımız, tatmin olacağımız bir yön keşfetmek ve bunun üzerine gitmek gerekiyor. Biz 'Yaşayan Yetenek' yaklaşımımızla çalışanlarımıza bu konuda destek olmaya çalışıyoruz. Bu program şunu savunuyor: Herkes bir yetenek, önemli olan doğru eşleştirmeyi yapabilmek."

'YATAY GEÇİŞ YAPIN'

Roche Türkiye İK Direktörü Berrin Yılmaz: "Kariyerinden memnun olmayan kişi, vakit kaybetmeden ilgilendiği alana geçiş yapabilmek için girişimde bulunmalı. Bunun için de çalışanların bu tür olanakları sağlayabilen şirketleri tercih etmelerini tavsiye ederim. Şirketler de artık pek çok pozisyonda, eğitim geçmişi konusunda daha esnek davranıyor. Değerlendirmeler özgeçmişten çok yetkinlik bazlı oluyor. Bu da aldığı eğitimden memnun olmayan kişilerin ilgilendikleri alanlarda çalışabilmelerine olanak sağlıyor. Ayrıca boş pozisyonların öncelikli olarak kuruluş içine duyurulması ve içeriden başvuruların alınarak yerleştirme yapılması bölümler arası yatay geçişlere ve bunun sonucu kariyerine farklı alanda devam etmek isteyen çalışanlara da fırsat sağlamış oluyor. Roche olarak 2007'de 21, (15 terfi, 6 yatay geçiş) 2008'in ilk altı ayında ise 12 pozisyonu (5 terfi, 7 yatay geçiş) içeriden doldurduk. Bu şekilde çalışanlarımızın farklı kariyer arayışlarını şirket içinde sürdürebilmelerini ve bağlılıklarını artırmayı hedefliyoruz."

'ŞİRKETLERE GÖREV DÜŞÜYOR'

Pfizer İK Stratejileri ve Organizasyonel Gelişim Müdürü Hande Eskinazi: "Üniversite öğrencilerine okullarında düzenlenen kariyerle ilgili organizasyonlara katılmalarını, staj ve part-time iş olanaklarını takip ederek iş dünyasını ve meslek alanlarını yakından tanımalarını, böylece kendilerine en uygun işi bulmaya çalışmalarını tavsiye ediyoruz. Üniversite döneminde doğru bir kariyer planlaması yapmadığına inanan kişiler, çalışma hayatına girdikten sonra şirketlerinin kendilerine sağlayacakları eğitim ve rotasyon imkânlarından faydalanarak da kendilerine uygun, iyi bir kariyer yapma fırsatını yakalayabilir. Bu noktada şirketlere de önemli görevler düşüyor. Pfizer Türkiye olarak gelecek yıllarda farklı projelerimizle öğrencilerle buluşmaya, aynı zamanda çok sayıda üniversite öğrencisine yaz aylarında staj, kış aylarında part-time iş olanakları sunmaya devam edeceğiz."

'MOTİVASYON VE PERFORMANS AZALIYOR'

Avea İK Grup Direktörü Şengül Demircan: "Çalışan memnuniyet anketleri bize gösteriyor ki yapılan işin içeriği bağlılık ve motivasyon konusundaki en önemli faktör. Çalışanlar yaptıkları işin içeriğinden memnun değillerse motivasyonları ve performansları azalıyor. Bu noktada bireylerin yaptıkları işi sorgulayıp, tüm tecrübelerini geliştirirken araştırmacı ve tercih yaparak ilerleyen bir kariyer yolu çizmeleri önem kazanıyor. Sonuçta insanlar mutlaka eğitimini aldığı alanda çalışmak durumunda değil, iş tecrübeleri ve kişilerin kendilerini bu süreçte nasıl geliştirdikleri ve paralelinde çalıştıkları şirketlerin onlara sundukları alternatifler eğitim ve kariyer seçimleriyle ilgili görüşleri her zaman olumlu yönde geliştirebilir.

İNŞAAT İŞÇİLİĞİNDEN CEO'LUĞA İNANILMAZ YÜKSELİŞİN ÖYKÜSÜ


Önce harç sonra hamur kardı sonra genel müdür yardımcısı oldu.


Kasım Terzioğlu (29) 143 şubesi olan İzmir merkezli Pizza Pizza restoranlarının Genel Müdür Yardımcısı.

Adıyamanlı bir inşaat ustasının oğlu. Kendisi de, liseyi bitirdikten sonra, hayata inşaat işçisi olarak başlamış. Memleketlerinde iş imkanı sınırlı olduğu için 5 arkadaş büyük bir şehre, İzmir'e iş aramaya gitmişler. İzmir Torbalı'da bir büyük inşaatta iş bulmuşlar. İnşa ettikleri tesisin fabrika olduğunu biliyorlarmış ama, ne fabrikası olduğunu sonradan öğrenmişler. İnşa ettikleri Pizza Pizza'nın üretim tesisleri imiş. İnşaat bir sene sürmüş. Bu arada, Pizza Pizza'nın sahibi Abbas Türker, sık sık fabrikaya gidip işlerin nasıl gittiğini soruyor, inşaatta çalışanlarla da sohbet ediyormuş. Kasım Terzioğlu'nu da bu şekilde tanımış.


1999 yılında inşaat bitip de müteahhitten ücretini alamayınca, bir umut belki müteahhiti bulurum diye sormak üzere tesisin yolunun tuttan Terzioğlu, bu ziyaretinden yeni bir iş teklifiyle dönmüş. Pizza Pizza'nın sahibi Abbas Türker, ona tesisin hamur bölümünde çalışmasını teklif etmiş.


Kasım Terzioğlu, nasıl böyle bir iş teklifi aldığını şöyle anlatıyor:

"İnşaat bir yıl sürdü, Abbas Bey bu sürede hep gidip gelirdi yanımıza, hafta sonları, akşamları, inşaatı kontrol ediyordu, hep ne aşamada olduğumuzu, ne zaman biteceğini, nasıl gittiğini sorardı. Abbas Bey bizi biliyordu, bitince gel burada çalış derdi hep. O gün hamurda çalış deyince ben 'hamuru hiç görmedim, bilmem, ben hamuru sadece annemden bilirim' dedim. Hayır yaparsın, dedi, ben de böylece asgari ücretle hamur bölümünde çalışmaya başladım."

Hamur bölümünde 4 kişi çalışıyordu.Orada önce kasa paketlemeyi, kasa yıkamayı, un indirip, bindirmeyi, daha sonra da hamur yapmayı öğrendi. Hamur bölümünden bir müddet çalıştıktan sonra Alsancak'taki Pizza Pizza mağazasınında mutfakta çalışmaya başladı. Burada pizza pişirmeyi öğrendi. 2001 yılında ise depoda çalışmaya başladı. Gelen malları indiriyor, yüklüyor, depo temizliği yapıyorlardı. 2003 yılında bir gün işe geldiğinde görevinin değiştiğini öğrendi: Sevkıyat sorumlusu olmuştu.


Sevkiyat sorumlusu olduğunda bayilerden gelen siparişleri almakla yükümlü oldu. Bu işi de başarılı bir şekilde yürüttü ve ardından satın alma bölümüne geçti; yaklaşık 5 yıl satınalma ve sevkiyat sorumlusu olarak çalıştıktan sonra patronuna çıkıp bayii sahibi olmak istediğini, kendi işini yapmak istediğini söyledi. Torbalı'daki Kipa Alışveriş Merkezi'ndeki Pizza Pizza'nın bayiliğini aldı.

Operasyon departmanında bayilerin kalitesinden, denetiminden, pizzanın kalitesinden sorumlu oldu. 5-6 ay operasyonda görev yaptıktan sonra 17 Temmuz 2008 yılında Pizza Pizza Yönetim Kurulu Başkanı Abbas Türker tarafından 143 şubeli Pizza Pizza restoranlarının Genel Müdür Yardımcılığı'na atandı. Bu onun için tam bir sürpriz oldu. Kendi işinin başına geçmenin hevesi içindeyken böyle bir işin ona sunulması çok hoşuna gitti; bu durumda da Pizza Pizza'nın en genç bayi sahibi ve en genç genel müdür yardımcısı oldu.

Kasım Terzioğlu, Pizza Pizza'nın şu anda 44 ilde 143 şubesi olan restoranlarından sorumlu. Türkiye genelinde 1.700 kişiye istihdam sağlayan Pizza Pizza'nın fabrikasında ise 150 kişi çalışıyor. Terzioğlu, Pizza Pizza'nın 2010 hedefi 250 şube, 3 yıllık hedefi 300 şube, İstanbul için hedefleri ise 5 yılda 100 şubeye ulaşmak olduğunu söylüyor.

DÜZENLEYEN: BÜŞRA TÜMER

4 Mayıs 2009 Pazartesi

Küresel Devler!

Fotoğrafta Forbes Dergisinin satışlar, kar, özvarlıklar ve piyasa değerini temel alan küresel devler sıralamasının başındaki isimlerş görebilirsiniz. Listenin devamı http://www.forbes.com da...