Girişimci ve lider kadının küçük görülmemesi gerektiğine dikkati çeken Bektaş, tam tersine saygı göreceğini, siyaset-üstü bile olabileceğini bilmesi durumunda kadınların çok başarılı olabileceklerini belirtiyor ve ekliyor; "Benim gibi sıfırdan gelmiş, Anadolu'da bir bozkırdan çıkmış, 14 yaşında deniz görmüş, otuz küsur yaşında Avrupa görmüş kadınların da sayısı artacaktır"
Her odanın tren lokomotifi gibi bir diğer odaya açıldığı, bakımsız, doğanın neden olduğu haşerelerle dolu lojmanın en büyük zorluğu soğuğuydu. O evden böylesine bir dehanın çıkacağını kim söyleyebilirdi ki? Ortaokulu bitirdiği 13 yaşında ailesiyle ilk ayrılığı yaşayacaktı Aynur. "Kızım, bozkırda kaderini değiştirmek için tek yolun var: okumak" diyen babasının bu nasihatini tutacak ve lise eğitimi için Ankara'ya gidecekti.
1974 yılında Gazi Üniversitesi İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi İşletme Muhasebe Bölümünü kazandı. Hem iyi bir öğrenci hem de başarılı bir bankacı olmak için çok çalışıyordu. 18'indeyken daha öğrenciliği bitmeden evlendi. Artık evlenmiş biri olarak hem işi, hem okulu hem de ev işlerini bir arada götürmeye çalışıyordu.
Çalışkan bir bankacı olarak 27 yaşında banka müdürü oldu. Banka içi eğitimlerde eğitmenlik yapmaya bile başladı.
Sonunda şirket kuruldu. Büyük oğlu Hakan'ın ilk harfiyle başlasın, ikinci oğlu Ahmet'in ikinci harfiyle devam etsin, eşi Süreyya'nın da Y'sini ekleyelim derken şirketin adı bulundu: HEY…
Üç kişiyle kurulan HEY yıllar sonra tahminlerinin de ötesinde büyük bir hızla büyüyecek ve 3 bin 500 kişinin çalıştığı dev bir şirkete dönüşecekti…
Bugün Reebok, Adidas, GNM gibi dev şirketler için üretim yapan, İstanbul ve Anadolu'da toplam 7 fabrikası bulunan Hey Group, işe ilk başta organik t-shirtler yapıp Almanya pazarına satarak başladı. Aynur Bektaş buradan kazandığı tüm parayı şirkete yatırıp üretim kapasitelerini geliştirdi.
Düzenleyen: DERYA MUTLU



